3 Ocak 2011 Pazartesi

Mehtap...

mehtap bile yakışmaz oldu be kente artık...
demişti tam 23 yıl önce.
merak ediyorum
23 yıl sonra
acaba aynısını mı der?
aynısını mı dersin ali?...

Hata Nerede?...

bugünden tamı tamına 50 milyon sene önce
güneşe yakın iki büyük meteor çarpışıyor
etrafa savrulan küçük meteorlardan büyük bir parça ayın yörüngesine giriyor
ve tam 50 milyon sene sonra 2009 yılında Nasa'nın gözlemiyle
dünyaya teyet geçerek uzayın sonsuzluğuna gidiyor.
Nasa diyor ki;
- eğer 50 milyon yıl önce çarpışan 2 büyük meteor çarpıştıkları saatten
sadece 2 saat sonra çarpışsalardı, ayın yörüngesine giren meteor
direk kafadan dünyaya çarpacaktı...
bu nasıl bür düzendir Yarabbim?...
evrenin böylesine ince bir düzeni karşısında
insanın soluğu kesiliyor.
düşünün ki bu sadece bizlerin bildikleri,
bunlar gibi belki de onbinlerce meteor bizi teyet geçti.
ve işin bana göre komik yanı ise bu olayların 50 milyon sene önce olması.
yani mesela diyelim ki 30 milyon sene önce aynı yerde aynı boyutta iki meteor ilkine göre
2 saat geç çarpıştı ise demek ki birkaç yıla kadar meteor bu dünyayı uçuracak.
ama öyle olmadı, öyle olmuyor işte.
işin ironik tarafı ise neredeyse tüm bunları hepimiz biliyoruz
ama aynı şekilde yaşamaya devam ediyoruz.
herşeyin patronu olmaya,
dilediğimizi dilediğimiz gibi kesip biçmeye,
tüketmeye,
bilinçlenmemeye
kısacası egosantrik yaşamaya devam ediyoruz.
anlamıyoruz ki belki biz öldük bile.
geçmişten gelecek olan 2 taş parçasının dinazorlar gibi bizi de
ortadan kaldırabileceğini anlamıyoruz.
anlamamakla da kalmıyoruz,
daha kötüye gidiyoruz.
iyi diyorsun da ölmüş olabilirsek o halde ne gerek var düzeltmeye diyenlere
diyecek birkaç lafım var ;
dünyadaki çoğunluğun anlayamadığı en büyük nokta
biz o taşlara göre ilerideyiz.
zamanı tek bir çizgi olarak düşünürsek
o çarpışan taşlar bize göre o çizgide geride bir yerlerde.
biz ise ilerideyiz.
hani 12 yaşındayken yaptığımız bir hareket
bize bugün saçma geliyor ya
işte böylesine büyük bir avantaja sahibiz bazı şeyleri değiştirebilmek için.
bilipte yapmamak, görüpte değiştirmemek...
ne kadar yazık olduğunu yumurta kapıya dayanınca anlayacağız.
bunca büyük bir avantajı göz göre göre çöpe atıyoruz.
o avantajda bir gün bizi çöpe atacak...

25 Aralık 2010 Cumartesi

Sana...

sana bir gün öyle bir şey bırakacağım ki,
hayır sorma çünkü henüz bende bilmiyorum.
arıyorum...
evet hala arıyorum
bulamadım
bulduysam bilemedim
henüz bilemediysem farkında değilimdir
farkında değilsem
olgunlaşmamışımdır yeterince
hani yemezsin ya henüz olmamış elmayı çünkü burar ağzını
işte bende bundan dolayı bulamadım hala.
arıyorum
bırakmadım peşini
hiç pes etmedim
etmeyeceğim
senin için
çünkü biliyorum ve hissediyorum
yakınlarındayım
yaklaştım
dolanıyorum çevresinde fakındayım
ama ortasından delip geçecek cesareti bulamadım henüz
dönüyorum sanki boş yere
ama her dönüşümde biraz daha daraldığını da görüyorum çemberin.
bazen deli cesaretiyle dalıyorum çemberin içine, dokunuyorum bir şeylere
ama dedim ya yeteri kadar olgunlaşmayınca insan
geçemiyor bazı korkularını
geçeceğim
bunu bildiğini biliyorum
bulacağıma olan inancını da sana her bakışımda gözlerinde görüyorum
işte bu yüzden daha çok seviyorum seni
çünkü sabrediyorsun bana
bulacağım az kaldı
ve oyunun ikinci perdesi asıl o zaman başlayacak...

13 Aralık 2010 Pazartesi

Bana ne, Sana ne, Kime ne?...

telefonla konuşurken karşıdan gelir soru ;
- nerdesin?
sana ne!!
ne gereksiz bir detaydır bu.
neden bu kadar gereksiz detaylara takılırız anlamam.
içi bu kadar boş, bu kadar anlamsız ve gereksiz
başka bir soru daha var mıdır?
dışarı çıkarsın yine soru ;
- nereye?
sana ne!!
kimseye nereye gittiğini, nereden geldiğini, gittiği yerde kimlerin olduğunu neredeyse hiç sormam.
bana ne...
karşımdaki isterse anlatır zaten,
kime ne nereye gittiği kimi gördüğü?
ilk bu ve bu sınıf alamsız sorular sorulduğunda
bu soruyu neden soruyorsun diye karşımdakine sorardım
ama baktım ki millet alınıyor
aaa nolucak yani basit bir soru sorduk, deyip kızarlardı.
ya güzel kardeşim bende aynı şeyi söylüyorum ya soru "basit"
daha sonra bu soru sorulduğunda susma hakkımı kullanarak
bu basit ve amaçsız soruyu soranı protest etmeyi denedim
o da işe yaramadı zira insanlarn boş şeylere olan merakı
n yazık ki bir adım ile gitmedi.
sonraları konuyu değiştirmeye çalıştım
ama dediğim gibi insanların büyük kısmı
üzüm yemek değil bagcı dövme peşinde.
yahu kardeşim be sana söylemiyorsam bunun sebepleri açıktır ;
1.- sana söylemek istemiyorum
2.- bilsen ne olacak..
yüzlerce kez denedim anlatmayı
bu sorunun cevabının sorana hiç birşey kazandırmayacağını,
anlamak yerine gıdım kafa yormaktansa
çoğu alınmayı tercih ettiler/ediyorlar.
kime ne kazanç sağlıyor bu tip anlamsız soruların cevapları blen varsa söylesin.
konuşuyoruz ama bomboş demişti biri bir şarkıda
ben boş konuşmamaya dikkat eden biriyim
zira dolu konuşmak önemli.
boş soru sormam
boş muhabbet yapmam
özellikle cevabı bana birşey katmayacak sorularla hiç ilgilenmem.
cevapta bana fayda varsa sorarım soruyu gerisinden
bana ne sana ne kime ne...

8 Aralık 2010 Çarşamba

Geride Ne Bırakacaksın?...

doğuyoruz,büyüyoruz,ölüyoruz,
bu sistem hiç değişmiyor.
kimimiz kendinden sonrası için "amannn sende" derken
kimimiz ise aynı sonrası için "bir şey yapmalı" diyor.
işte o bir şey yapmalı diyenler bir araya gelmiş
ve dünyanın önündeki belirli bir periyod için
beyin fırtınaları yaparak yeni bir belgesel-film yapmışlar.
eğer senden sonrası için "amannn sende" diyorsan izleme,
ama eğer benden sonrakiler önemli diyorsan ;
gir youtube'a
earth 2100 yaz ve izle
video ingilizce
yok benim ingilizcem yetmez diyorsan
youtube'ta türkçe altyazılısı da var.
hepimiz için yeni ufuklar açabilir...

1 Aralık 2010 Çarşamba

dedim, dedi...

dedim sen kimsin
dedi beni tanıyorsun
dedim çıkaramadım
dedi ben senim
hop dedim seni ilk kez görüyorum
ııh dedi ben hep burdaydım, sen görmezden geldin
dedim kaç yaşındasın
dedi saçmalama ben senim
dedim sen ben olamazsın çünkü ben böyle değilim
dedi bunca zaman aynısını söyledin ama ben senim
yok dedim olamazsın
inan öyleyim dedi
inanmaktansa inatlanmayı tercih ettim
dayılandım
kızdım
tehdit ettim
işe yaramadı
karşımda pişmiş kelle gibi durdu
dedi ne yaparsan yap  değişmez zira açtın kapıyı
dedim ne kapısı
dedi eeee kolay sandın dimi kendini ameliyat masasına yatırmayı?
dedim iyi gidiyorduk
dedi krem tabakayı rahat geçtin
ama derinlre inmeye başladıkça içine gömdüğün
benim üzerimdeki toprağı kaldırmaya başladın
dedi hani birkaç ay önce yine deşerken kendini
farketmiştin beni ama o gün benimle konuşmak yerine
pas geçmeyi ve beni daha derine itmeyi denemiştin
ama dedi söyledim ya kapı açıldı artık
neler çıkacak içinden nelerrrr
kendinle ilgili yıllardır derinlere soktuğun tüm karanlıklar
hepsi çıkacak zira kapıyı açtın.
dedim korkuyorum
dedi korku bu sürecin bir parçası
dedim peki ne yapmalıyım
dedi bugüne dek bana ne sordun ki şimdi benden cevap bekliyorsun
dedim eşeklik yapma yardımcı ol
yok yok yokkkk dedi yok öyle yağma
hem ben bilsem bunca yıl beni karanlıklarda saklamana bir şey demezmiydim
dedim sıçtık o halde
dedi keyfini çıkar o halde
dedim adın ne
dedi küçük selim
dedim ama ben onu aşmıştım
dedi kazmaya devam ettikçe anlayacaksın aşıp aşmadığını
dedim çok sürer mi daha
dedi oooo beyefendi ne zamandır benim fikrimi soruyorsun
dedim dalga geçme adamın asabını bozma
dedi hah işte yine yıllardır tanıdığım bildiğim selim oldun
dedi asarım keserim höt hüt işte benim tanıdığım selim
diyecektim demedim
sustum
o benim
ben oyum
demekki içerdeki temizlik bitmemiş
son kalanları da temizlemek adına yeni bir şekil yaptık
bundan böyle ben diyeceğim o da diyecek
ikisi bir olursa ben yapacağım
olmazsa biz yapmayacağız...

23 Kasım 2010 Salı

Teşekkürler Gürol...

bayramda birlikte vakit geçirdiğim
fikirlerine önem verdiğim
dinlemekten keyif aldığım bir arkadaşım var, Gürol.
bayramın günlerinden birinde sohbet ederken
söylediği bir şey kendimi baştan sona
tekrar kontrol etmemi sağladı.
ne dedi gürol bana?
- hani o sistemi yöneten ağır abile var ya, son zamanlarda artık ikinci bir hayatın olmalı diye
pompalayıp duruyorlar yani hem şehirdeki hayatın olacak hem de belirli bir yaştan sonra
yaşaman için daha doğaya dönük bir yaşamı fışfıklayıp artık hem şehir hayatı
hemde sonrası için bizi bağlamış durumdalar, hal böyle olunca artık iki defa çalışıp
kenara para koymalıyız!!!
dinlerken ilk anda aaaa herif haklı, demek ki bende sistemden çıkmaya çabalarken
aslında yine kucağa düşmüşüm diye düşündüm.
düne kadar her açıdan yine düşündüm bu konuyu.
kendine 55 yaş şehir hayatı biter inziva hayatı başlar dediğim ben,
pompalanan sistemin ince derinliklerine kadar araştırıp
sistemin içinde dışına çıkma zamanı gelene kadar hazırlık yapan ben
acaba kucağa düşmüş müydüm?
dün akşam son noktayı koydum.
hayır ben o kucağa düşmemişim.
zira bu hayat için yatırım yapmıyorum.
şehirde evim yok kiradayım,
evimde ihtiyacım olan eşyaların dışında fazlası yok denecek kadar,
bankada param yok, oluncada faiz repo mepo uğraşmıyorum,
oğlum için kenara bir para ayırıyorum,
okuluydu, ileriki hayatıydı falan diye
onun hayata daha hazır olabilmesi için hazırlığım var
bunun dışında bu sistemin beni sömürmesi için engellerim devam ediyor.
hedeflerimde sapma yok.
demek ki kucağa oturmamışım.
sağol gürol kardeşim,
dışarıdan şöyle bir salladın ve tekrar yolumda olduğumu gösterdin...